20 Şubat 2016 Cumartesi

EFSANEVİ BİR AŞK ÖYKÜSÜ


          Merhabalar  güzel ülkemin güzel insanları, bugün Gezi Rehberi ile ilk paylaşımımız yapalım.
          Ülkemizde bir çok savaşlar yapılmış, bir çok efsaneler ortaya çıkmıştır tabi bu savaşların ve efsanelerin vazgeçilmez olayı ise hayatımızın vazgeçilmez aşk hikayeleridir. Bugün sizlere bahsetmek istediğim konu medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Anadolu topraklarında yaşandığı inanılan bir aşk hikayesidir. Belkide çok defa dinlediğiniz ya da farklı şekilde duymuş olduğunuz bir hikaye...

Efsanevi aşk öykümüz bundan yüzlerce yıl önce Anadolu da yaşadığı inanılan YILANLARIN ŞAHI ŞAHMERAN ile bir garip çoban CANSAB arasın da yaşanmıştır. Rivayete göre Cansab her zaman ki gibi bir sabah koyunlarını otlatmaya çıkıyor ve ormanlık alana yaklaştığından yavru kuzucuklardan bir tanesi ormana doğru kaçıyor, tabi cansab da peşinden, ormana giriyor ve kuzunun ulu mu ulu çok yaşlı büyük bir ağacın kovuğuna girdiğini görüyor, kendisi de hemen ağaç kovuğundan giriyor belli bir süre ilerledikten sonra kovuğun içerisin de yolunu kaybediyor ve tekrar geri dönüş yolunu da bulamıyor, bir süre sonra yoruluyor ve karanlıklar içerisinde oturmaya başlar.Ailesi ve köy halkı da aramaya başlar ama nafile bulamazlar. Cansab oturduğu sıra da etrafında sesler gelmeye başlar ve bu seslerden ürker ve korkar cansab ne yapacağını şaşırmış bir şekilde beklerken karşısında bir ışık beliriyor ve etrafına bakıyor, bir de ne görsün boy boy, çeşit çeşit, renk renk binlerce yılan etrafına sarmış, cansab’ın içinde ki korku daha çoğalmıştır fakat bir şey fark etmiş yılanların hepsi başlarını yere doğru eğmişler ve ışığın geldiği yöne doğru bakıyorlardı, cansab da kafasını çevirmiş o yöne doğru baktığında  ne görsün vücudu yılan olan başı insan olan, dünya da eşi benzeri olmayan bir güzellik karşısında durmaktadır. Bu güzel cansab’a hoş geldin, korkma, benim adım Şahmeran yılanların şahıyım der, cansab büyülenmiş bir şekilde kendisinden geçiyor ve olduğu yere düşüp bayılıyor.
Cansab uyandığından etrafına bakıyor, güllerle bezenmiş, yemyeşil, şelalelerin aktığı ve adeta cennetten bir köşe olan bir yer görüyor. Önünde, eksiksiz, kuş sütünün bile olduğu,  muazzam bir kahvaltı sofrası hazırlanmıştır. Yanına şahmeran geliyor ve tekrar hoş geldin ülkeme burası yılanlar ülkesidir diyor ve soruyor kimsin sen ne ararsın buralarda ey insanoğlu, cansab köylü fakir bir ailenin oğlu olduğunu, çobanlık yaptığını başından geçenleri bir bir anlatıyor ve daha sonra yanlışlıkla kendisini burada bulduğunu söylüyor.
        Şahmeran, anlatmaya başlıyor tekrar diyor ki ben yılanların şahıyım dünya, var olduğun günden beri ben varım, bu dünya da her ne varsa, hangi taşın altın da ne vardır bilirim, yaşamış bütün canlıları gördüm ama bu canlılar içerisinde en tehlikesi insanoğludur. Hangi insanoğluna yaklaştıysam o hep bana ihanet etmiştir der.
        Şahmeran;  Cansab’a dünyanın var olduğu günden beri yaşamış olduğu hayatını, hikayeleri ve olayları anlatmaya başlar cansab’da dinler aradan günler geçer, aylar geçer, yıllar geçer cansab sıkılmadan büyülenmiş gibi dinler, tabi bu sırada birbirlerine deliler gibi aşık olurlar birbirlerini çok severler. Yıllar geçer şahmeran her şeyi anlattıktan sonra anlatacak bir şey kalmaz cansab büyünün etkisinden kurtulmuş gibi ailesini hatırlar, şahmeran’a derki ben köyüme gitmek istiyorum ailemi çok özledim der. Şahmeran; hayır olmaz gidemezsin eğer gidersen sen de bana ihanet edersin der ve izin vermez .
         Cansab yemeden içmeden kesilir, hiçbir şeyden keyif almaz, eğlenmez, yüzü gülmez bir hal alır gün geçtikçe daha kötüleşmekte olur. Bu durumu gören şahmeran daha fazla dayanamaz ve kalbine yenik düşer sevdiği insanın, karşısında eriyip bitmesine dayanamaz ve cansab’a izin verir. Sevdiğim biliyorum sen de bana ihanet edeceksin çünkü bu topraklar da aşklar ölümünedir ve bunu bile bile gitmene izin veriyorum. Cansab hayır, hayatım pahasına olsa bile sana asla ihanet etmeyeceğim sevdiğim der.
         Daha sonra şahmeran , cansab’a derki köyüne döndüğünde asla bir başkasının yanında yıkanma suya girme çünkü beni görenlerin suyla teması olursa derisi yılan derisi gibi parlar o yüzden asla bir başkasının yanında suya girme ve yıkanma der.
          Cansap köyüne evine döndüğünde annesine sarılır,  annesi derki oğlum nerelerdeydin yıllarca, her yerde seni aradık ama bulamadık. Cansab’da anneciğim boş ver döndüm ya sen buna bak der geçiştirir.
Cansab, ülkesinin kralı çaresiz bir hastalığı yakalanmıştır hekimler, büyücüler derdine derman olamamıştır. Kralın çok kurnaz bir veziri vardır, bu vezir birçok araştırma yapmış ve şahmeran hakkında bilgilere ulaşmıştır. Şahmeran’ı öldürüp etinden yiyen insan dünyanın bilgeliğine erişmekte olduğunu bulmuştur ve şahmeran’a ulaşmanın en kolay yolu da kralın hastalığını bahane ederek şahmeran’ı buldurmaktır.
        Vezir Kralın yanına gider ve derki ; efendim hastalığınız dermanı şahmeran’da dır onu bulursak iyileşeceksiniz der ve ülke genelinde şahmeranı aratmaya başlarlar ama şahmeranı ne gören ne duyan vardır kimseler yerini bilmez en son bir bilgenin yanına gider, vezir şahmeranı sorar ve bilge derki ona bulmak istiyorsanız eğer yerini bilen bir varsa onu suya sokun derisi yılan derisi gibi parlayacaktır der ve ülke genelinde herkesi dereye götürüp suya sokmaya başlarlar askerler.
         Vezir ve askerler cansab ın köyüne gelirler ve herkesi dere kenarına toparlar ve suya sokarlar tam o sırada cansab kaçmaya başlar ve askerler tarafından yakalanır suya sokulur bakarlar ki derisi, yılan derisi gibi parlar ve cansab’a sorarlar şahmeran  nerededir, ben tanımıyorum onu kim olduğunu bilmem der ve cansab a işkence ederler ama cansab şahmeranın yerini asla söylemez. Vezir en son annesini getirir ona işkence eder bu sefer cansab dayanamaz ve şahmeranın yerini söyler. Askerler şahmeranı alıp getirirler.
         Şahmeran cansaba döner öyle bir bakar ki cansab utancından kafasını yere eğer ve şahmeran, derki sevdiğim sen de bana ihanet edeceksin demiştim ve ihanet ettin bu topraklarda aşklar ölümüne dir.
        Şahmeran öleceğini bildiği için son anda kim ki benim kuyruk etimden yerse dünyanın bilgeline sahip olur, kim ki benim başımdan bir parça et yerse oracık da ölür der ve vezir baltayla şahmeranın başını keser hemen kuyruk kısmına yönelir ve oradan bir parça et yer. Cansab yapmış olduğu hatadan çok pişmanlık duyar ve şahmeranın başına yönelir kendisini öldürmek ister şahmeranın başından bir parça et yer, cansab ölmeyi beklerken hiçbir şey olmaz, fakat vezir bir anda yere yığılır, olduğu yerde ölür gider.
        Şahmeran son anda sevdiğini kurtarmak için bir oyun yapmıştır. Cansab bu oyunu anladıktan sonra pişmanlıklar içerisinde kendisini dağa taşa vurur diyar diyar gezer ve adı da lokman hekim olur herkesin derdine dermen olmaya çalışır. 
Yer: Mardin, Mardin Merkez/Mardin, Türkiye

0 yorum:

Yorum Gönder